Dumbledore'un Ordusu

Sadece Harry Potter!
 
AnasayfaKapıGaleriKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Rüyalar ve Şeytanlar ~ 3 Bölüm birden!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Hey Ha Ho
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 25
Yaş : 24
Kayıt tarihi : 23/11/08

MesajKonu: Rüyalar ve Şeytanlar ~ 3 Bölüm birden!   Paz Kas. 23, 2008 6:43 pm

Bölüm 1
Evdeki Ses


Evin mahzeni karanlık ve rutubetliydi. Küçüktü, yerlerinde tahta döşemeleri vardı. Duvarlarında Albay Nestor’un portreleri ve değişik eskiz çalışmaları vardı. Tahta tavanda ise, mumluklarındaki eski mumlar artık erimiş egzotik avizeler vardı.
“Yavaş ol,” dedi incecik ve güçlü bir ses. Ama karanlık ve göz gözü görmeyen mahzenin neresinden geldiği bilinmiyordu bu ses. “Yoksa onları uyandıracaksın!”
“Kimi?” diye sordu bir başka ses. Aksine daha kalın ve daha güçsüzdü. Korkuyor gibiydi.
Daha sonra, aniden karanlık mahzen sallanmaya başladı. Hemen ardından ise, tavandaki değişik avizelerdeki erimiş mumlar yeniden can buldu ve ortalık aydınlandı.
Kısa, kot bir şort giymiş, üzerinde askılı kırmızı bir bluz olan bir kız ortaya çıktı, mumların yanmasıyla. Elinde bir el feneri vardı. Donmuş gibiydi, öylece kala kalmıştı. Suratında şaşkın bir ifade vardı.
“Işık..ışıklar… Neden yandı?” dedi biraz önceki ses. Daha da çok endişeliydi artık sesi. Yavaşça genç kızın yanına geldi. Oğlan 20 yaşlarında, esmer, uzun boylu ve zayıftı. Bir kot pantolonla gömlek giymişti. Onun da elinde bir fener vardı.
“Soruma cevap ver,” dedi kıza. Yan yana durmuşlar, etrafa bakıyorlardı. “Neler oluyor?”
“Bilmiyorum,” dedi kız. “Haydi..” oğlanı dürttü. Gözleri hala bir yöne bakıyordu. “Çıkalım buradan..çabuk..”
Mahzenin kapısını ilk açan oğlan oldu. Önce o çıktı, ardından da endişeli kız. Son bir kez mahzene korku dolu gözlerle baktı ve kapıyı kapattı.
“Artık anlatmayacak mısın, Stephenie?” diye sordu oğlan kapının önündeyken. Kız hala sıkı sıkı kapının kolunu tutuyor, sanki içeriden birisi çıkacakmış gibi korkuyla oraya bakıyordu.
“Şimdi büyük salona,” diye fısıldadı. “Hadi.”

*

Büyük salondaki avizeler yanmıyordu. Sadece duvarlara asılmış birkaç şamdan büyük odayı aydınlatmaya yetiyordu. Zaten odaya, yeterince korkunç bir görüntü vermişti.
Stephenie, üzeri tozlu, yayları yerinden fırlamış koltukta oturuyordu. Oğlan, aksine ayaktaydı ve volta atıyordu.
“Bana bir açıklama borçlusun,” dedi. “Neler oluyor?”
Stephenie, oğlana bakmayarak, “Anlayamazsın.. bunu anlayamazsın..” Kafasını kaldırdı ve şamdanın takılı olduğu duvara baktı..
“Duvarlar..” dedi hülyalı bir sesle. “Duvarlar.. Şeytan..İkisi arasında bağ kuruyor musun ha?” Aniden oğlana döndü. “Bağlantıyı anlayabiliyor musun?” İşaret parmağıyla oğlanı gösterir gibi yaptı. “Şeytan, duvarların ardında. Bunu anlayamazsın!”
Şamdandaki mumlar teker teker söndü. Oğlan korkudan bayıldı. Stephenie ayağa kalktı ve koltuğun hemen yanındaki sehpadan bir bardak aldı. Oğlanın kafasında kırdı.
“Ödeşeceğiz..” dedi Stephenie.. “Ödeşeceğiz..evet.. Artık vakti geldi.” Sinsice güldü ve bembeyaz dişleri ortaya çıktı. Yakışıklı oğlanın kanlı cesedini alıp evin bodrumuna attı…







Bölüm 2
Fazla Hızlı Jet


India Golf 98 adlı jet, sorunsuz bir şekilde yol alıyordu. Hava şaşılacak derecede güzel ve güneşliydi. Uçuş şartları mükemmeldi ve havada tek bir bulut bile yoktu.
Ama yolcular aynı şekilde mükemmel değildi. En az 45 yaşında olan Bayan Fidd, gergin gergin camdan dışarı bakıyor ve sanki kötü bir şey olacakmış gibi hissediyordu.
Onun kocası Bay Barker, yanında oturmuş, sadece ona dik dik bakmakla yetiniyordu. Onun da yüzünde gergin bir ifade vardı. İkide bir saate bakıyordu.
“Hostes! Hostes lütfen!” dedi sonra.
Pilotun hemen yanında oturan hostes koşturarak Wilson çiftinin yanına geldi.
“Buyurun?”
“İki tane su,” diye fısıldadı Bay Barker, karısına bakmayarak. “Şişede olursa iyi olur.”
“Tabii efendim.”
Hostes suyu getirirken uçak aniden sallanmaya başladı. Kızın elindeki pet şişeler yere düştü, ve yuvarlandı. Bayan Fidd aniden ayağa fırladı.
“İmdat! İmdat kurtarın!”
“Ne yaptığını sanıyorsun sen? Hemen yerine otur!” Bay Barker onun kemerini bağladı.



“India Golf 98 adayı arıyor, görsel uçuş kuralları lütfen, tamam.” dedi Stephenie, kulaklıklı mikrofona. Artık havada olmayan jetin, pilot koltuğuna oturmuştu.
“India Golf 98. Görsel uçuş kuralları, tamam. Merhaba ada kule. Burası India Golf 98. Tamam”
Fakat ses yoktu. Koltuktan kalktı ve jete şöyle bir göz attı. Bay Barker ve Bayan Fidd soluksuz yerde yatıyorlardı.
“Lanet olsun,” diye sırıttı Stephenie. Ve aniden gözden kayboldu.



Stephenie evdeydi. Üzerindeki kıyafetleri çıkartıp pijamalarını giydi. Önce bir şeyler yedi, sonra da yatağına uzandı.
India Golf..
98..
Görsel..
Uçuş..
Kuralları..


Stephenie’nin göz kapakları yavaşça kapandı. Artık tamamen hayal ürünü bir dünyaya atım atıyordu..

Rüyasında bir ormandaydı. Yağmur yağıyor, şimşek çakıyordu. Aynı zamanda ormanın ortasında kalın bir sis tabakası vardı.
Stephenie bağırmaya çalıştı, ama sesi çıkmadı. Siyah dalgalı saçları, terden yanağına yapışmıştı. Hızlıca ormanda koşturmaya başladı. Yağmur damlaları gözüne giriyor, ve şimşeğin çakmasıyla da yerinden zıplıyordu. Nereye gittiğini bilemeden, öylece koşturuyordu. En sonunda büyük bir deniz kıyısına çıktı. Yağmurun yağdığı, artık daha fazla belli oluyordu. Deniz neredeyse taşmak üzereydi..
Atla.. dedi bir ses. “Atla ve kurtul. Her şey bitsin.”
“HAYIR!” diye bağırmaya çalıştı Stephenie. Ama sadece ıslık gibi bir şey çıktı ağzından.
Yağmur daha da fazla yağmaya başladı. Stephenie artık denizi göremiyordu bile. Yavaşça bıraktı kendini.. Vücudu soğuk suya gömüldü.. Artık burada değildi..


Sıçrayarak yatağından kalktı ve gözlerine inanamadı. Saçları, yüzü ve tüm giysileri sırılsıklamdı. Olabildiğince bağırmaya başladı. Tüm bu olanlar? Nasıldı? Oraya gitmiş miydi? Ormana? Bunu yapmış mıydı gerçekten? Peki denize nasıl gitmişti?
Güçlükle yataktan kalktı ve o görkemli eve ışınladı kendini..



Evin mahzeninde genç bir kız ve yaşlı bir adam vardı. Adam yerde yatıyor ve güçlükle kıza bakıyordu. Kız da acımasızca ona..
“Kurtar beni,” dedi adam, inanılmaz güçsüz bir sesle. Birisi boğazını sıkıyor gibiydi. “Lütfen, kurtar beni Stephenie!”
‘Stephenie’ sözü üzerine, kızın mavi gözlerinde birden kin doldu. Öfkeyle bağırdı.
“BEN STEPHENIE DEĞİLİM! STEPHENIE ÖLDÜ!”
“Sen o’sun. Stephenie’sin.. Biliyorum..”
“HAYIR!”
Avucunu açtı ve adama doğrulttu. İçinden yeşil bir ışık çıktı ve adamın kafasının içine girdi. Nefessiz kalarak yaşamını yitirdi. Kız acımasızca yere oturdu ve kendi kendine gülmeye başladı. O adam.. Neden Stephenie sanmıştı? Onun ismini ağzına almamalıydı..
O anda bir uğultu duyuldu ve kız kaskatı kesilerek kafasını sert döşemeye çarptı..



Stephenie, görkemli evde, yani Kratos’taydı. Bu sefer üzerinde bir kot pantolon ve kırmızı bir kazak vardı. Sessizce dış kapıyı açtı ve içeri girdi.
“Aman Tanrım!” dedi girer girmez. Önüne çıkan merdivenlerden dosdoğru yukarı çıktı ve bir odaya girdi.
“O… o burada.. Şimdi..”
Henüz bir şey diyemeden, kafasına çok büyük bir darbe yedi ve yere yığıldı..












3
Sönük Hayaller

Yazın en sıcak günleriydi. Kimi insan alışveriş merkezlerinde, kimileri ise sokakta, öylesine dolanıyordu. Kimi tatil alışverişi yapıyor, kimi de evlerinde sıcakla boğuşuyordu. Tatile gitmeyi, sıcak kumlarda güneşlenmeyi ve havuz başında soğuk kokteylleri yudumlamak herkes ister. Ama maddi imkanlar, bunlara resmen ‘hayır’ diyordu.
Julia hastaydı, yatıyordu ve parası yoktu. Yaz geleli çok olmuştu ama yazın tadını çıkaramamıştı bile. Küçük, kırık dökük evinde sabahtan akşama kadar yatağında yatıyor, hiçbir şey yapmadan öylece duruyordu. Bu durumdan çok şikayetçiydi. Apartmanda oturmasına rağmen, komşuları ona neyse ki yardım ediyordu. Mrs Murder her gün yemeğini aksatmadan, Julia’ya getiriyordu.
Ama tabii, Julia’nın bu yatalak hastalığı geçici değildi.. Julia kanserdi. Birkaç hafta önce belirtilerini göstermişti ve sonunda onu yatağa düşürmüştü. Resmen, parmağını bile kıpırdatamıyordu.
Gene Julia’nın yatağında umutsuzca beklediği günlerden biriydi. Çok feci susamıştı ve kalkmak istedi. Ama başaramadı. Hemen Mrs Murder’a haber vermeliydi, ama nasıl? Üzerindeki yorganı bir kenara attı ve kendini kaldırmaya çalıştı. Sadece gövdesi kalkmıştı. Bacakları hala yataktaydı. Ama birden, yatağın hemen yanında mavi bir ışık kütlesi belirdi. Julia şaşkınlıkla gözlerini ovdu ve ışığa doğru bakmaya başladı. Gözlerine inanamıyordu. Işık maviden beyaza dönüştü ve sonra kayboldu. Artık, ışığın olduğu yerde genç bir kız vardı. Julia kıza şaşkınlıkla ve inanamayan gözlerle bakıyordu.
Yoktan var olan genç kız, Julia’ya alaycı gözlerle baktı.
“Neden yataktasın?”
“Ben..ben hastayım,” diye cevap verdi Julia.
“Demek hastasın.. Hmm.. Kalk hadi.”
“Efendim?” dedi Julia. Anlayamamıştı.
“Kalk.. Ayağa kalk.”
“Ama ben yürüyemi—“
Kız cevap vermedi, sadece dik dik bakınmakla yetindi. 29 yaşındaki, kanser hastası Julia ayağa kalktı ve yürüyebildiğini hissetti.
“Ama.. ama nasıl..”
“Gördün mü?” diye kıkırdadı hayal kız. “Sana söylemiştim.”
Julia, genç kıza soran gözlerle baktı.
“Ah.. İsmimi söylemedim. Ben Stephenie,” kız elini, tokalaşmak için Julia’ya uzattı ama Julia yanıt vermeyince geri çekti. “Buraya nasıl geldiğimi sorma,” diye kıkırdadı.
“Üzgünüm ama sormalıyım,” dedi Julia. “Nasıl geldin?”
Elini alnına koydu. “Ama biraz karmaşık.”
“Dinlemek istiyorum. Ayrıca nasıl yürüyebildiğimi de. Sen gelmeden önce yürüyemiyordum çünkü.”
“Pekala,” dedi Stephenie. Uzun saçlarını sırtına doğru attı. “O zaman şöyle oturalım da..” Julia’nın yattığı yatağa baktı. Yüzünü hafifçe ekşitti. “Sana olan biteni anlatayım.”
Julia pijamalarıyla tekrar yatağa döndü. Sessizce oturdu. Yüzü Stephenie’ye dönüktü.
“Ehem.. Şimdi,” diye boğazını temizledi. “Ben.. buraya hayal yoluyla geldim..”
“Hayal mi?” diye sordu Julia.
“Evet şey.. Imm.. Yardıma çok ama çok ihtiyacın vardı. Kanser olduğunu biliyordum. Ve seni iyileştirmek için geldim.” Gülümsedi. Julia’nın ise kafası karışmış gibiydi.
“Bir şey söylemeyecek misin?” diye sordu Stephenie.
“Sanırım rüya görüyorum.” Julia’nın gözleri büyümüştü. Stephenie ise büyük bir kahkaha attı. “Ah yapma.. Rüya gören benim. Sen değilsin.” Bunu öyle bir söylemişti ki, insanın ister istemez kafası karışırdı. “Yani şey.. Bu bir rüya değil. Ben çok sık rüya gördüğüm için öyle söyledim.” diye düzeltti. Julia ise, “Peki beni nasıl iyileştirdin?” diye sordu.
“Bunu bende bilmiyorum,” dedi Stephenie yüzünü ekşiterek. “Özel güçlerimin olduğunu yeni fark ettim ve bu benim için beklenmedik bir durum. Aklımdan geçen hayalleri gerçekleştirebiliyorum. Bunu nasıl mı yapıyorum? Gerçekten bilmiyorum.. Ama bildiğim bir şey varsa, o da gerçekten böyle güçlerimin olması..”
Julia’nın kafası iyice karışmıştı. Stephenie’nin söylediği şeylerden hiçbirini anlamamış gibiydi.
“Her neyse.. Aslında ben sana bir teklifte bulunmaya gelmiştim.”
“Ne teklifi?”
“Bak şimdi,” dedi Stephenie. “Madem böyle bir güçlerim var, o zaman neden kullanmayayım ki? Önce seni gençleştireceğim, sonra da benim yanımda çalışmanı sağlayacağım. Nasıl fikir?”
“Yanında çalışınca ne olacak?”
“Bilmem.. birlikte çalışmalar yaparız. Birlikte otururuz, her şeye birlikte karar veririz. Kabul eder misin?”
“Biraz düşünsem?” diye yalan söyledi Julia.
“Elbette.” Stephenie şimdi gülümsüyordu. Ayağa kalktı ve Julia’ya baktı. “Kararını verince beni çağır, olur mu?”
“Ama nasıl?”
“Beni hayal etmen yeterli olacaktır..” Bu sefer ağzı kulaklarındaydı. “Görüşürüz, Julia.” Stephenie kaybolmuştu.
Her ne kadar, Julia bu kızla konuştuysa da, hepsi sönük hayallerdi. Hepsi rüyaydı, hepsi gelip geçiciydi. Ve Julia, hala hastaydı, hala yürüyemiyordu. Hepsi sönüktü..
Ama Stephenie için, aynı şey geçerli değildi..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
...AbDuLCaBBaR...
1. Sınıf
1. Sınıf
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 72
Yaş : 108
Nerden : slytherin
Lakap : kıro potter
Kayıt tarihi : 29/12/08

MesajKonu: Geri: Rüyalar ve Şeytanlar ~ 3 Bölüm birden!   Ptsi Ocak 05, 2009 4:31 pm

hiç bir şey anlamadım confused
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Rüyalar ve Şeytanlar ~ 3 Bölüm birden!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dumbledore'un Ordusu :: Mugglelerin Yaşamı :: Hp Dışı Hikayeler-
Buraya geçin: